İnsanlık süresince canlıların sınıflandırılması işlemi yapılmıştır. Kimi zaman zararlı  ve zarasız canlılar olarak, kimi zaman da gerekli ve gereksiz canlılar olarak yapılmıştır. Bu sınıflandırmaların temelinde hayatta kalma ve ihtiyaçları karşılama gibi önemli nedenler yatar.

Sponsorlu Bağlantılar

Aristo tarafından yapılan ilk sınıflandırma

Aristo tarafından bilimsel anlamda yapılan ilk sınıflandırma yapay sınıflandırmadır. Ancak yıllar geçtikçe ve yeni türler keşfedildikçe bu suni sınıflandırma yetersiz kalmaya başlamıştır. Bu yüzden yeni sınıflandırma yöntemlerine ihtiyaç duyulmuştur.

Carolus Linnaeus tarafından yapılan ikili sınıflandırma

İlk olarak Carolus Linnaeus ( okunuşu: Karl Linne) tarafından 18. yüzyılda kapsamlı bir sınıflandırma yapılmıştır. Carolus Linnaeus tarafından geliştirilen bu yöntemde John Ray (okunuşu: Con Rey) tarafından geliştirilen tür kavramı kullanılmıştır. Çünkü John Ray tür kavramını sınıflandırmada temel ve değişmeyen birim olarak seçmiştir.

Linnaeus yaptığı sınıflandırmada basamakları olan bir yöntem oluşturmuştur. Linnaeus tarafından “Doğa Sistemi” isimli bir eser 1735 yılında yayınlandı. Bu eserde bitkiler, hayvanlar ve mineraller olarak tür, cins ve takım kategorilerine ayrılmıştır. İkili adlandırma yöntemini ilk defa kullanmıştır. Bu yöntem sayesinde türü belirlemek çok kolay bir hale gelmiştir. Linnaeus’in sınıflandırma yöntemi kısa sürede yaygın bir hale gelmiştir.

17. yüzyıldan itibaren daha gelişmiş model ve yaklaşımlar ortaya çıkmıştır. Moleküler düzeyde karşılaştırmalar yapılarak canlılar arasındaki benzerlik ve farklılıkları tespit edilmeye başlanmıştır. Bütün bunlar hızla gelişen ölçme, gözlem, analiz araç ve yöntemler sayesinde yapılmıştır.

Üç alemli sınıflandırma yöntemi

1674 yılında Antoine van Leeuwenhoek tarafından ilk defa tek hücreli organizmalar keşfedilmiştir. Sınıflandırmada bu tek hücreli organizmalar bitkiler veya hayvanlar aleminden birine dahil ediliyordu. Bu yüzden Linnaeus’in iki alemli sınıflandırma yöntemi yetersiz kalıyordu. Bu yüzden 1866 yılında tek hücreli organizmaları gruplandırmak için protistler olarak adlandırılan üçüncü bir âlem daha önerilmiştir.

Dört alemli sınıflandırma yöntemi

Elektron mikroskobu icat edildikten sonra prokaryot-ökaryot ayrımı yapılmaya başlandı. Prokaryot-ökaryot ayrımı yapılana kadar tek hücreli organizmalar protistler grubuna dahil ediliyordu. Elektron mikroskobu ile birlikte prokaryot ve
ökaryot hücreler arasındaki farklılıklar ortaya çıkınca yeni bir sınıflandırma ihtiyacı duyulmuştur. Bu yüzden bitkiler ve hayvanlar âlemine ek olarak 1938 yılında prokaryot ve ökaryot canlıları içine alan dört alemli bir sınıflandırma önerilmiştir. Prokaryot tek hücreli canlılar bakteri âlemi için ökaryot tek hücreli canlılar ise protistler için kullanıldı.

Beş alemli sınıflandırma yöntemi

Mantarlar ise protistler ve bitkiler âlemi arasında sayılmaktaydı. Bu yüzden mantarlar da 1969 yılında beşinci bir alem olarak sınıflandırma modeline eklendi. Bu beş alemli sınıflandırma yöntemi hızla yaygınlaştı ve standart bir hale geldi. Günümüzde kullanılan sınıflandırma yöntemi de bazı düzeltmelerin yapıldığı bu beş alemli sınıflandırma yöntemidir. Beş alemli sınıflandırma modelinde dikkate alınan temel ölçüt canlıların beslenme farklılıklarıdır.

1977 yılından itibaren yapılan RNA dizi analizlerini kapsayan teknikler kullanılarak arkeler tanımlanmıştır. Böylece canlılar bakteri, arke ve ökaryotlar olmak üzere üç ana gruba ayrılmıştır.

Canlıların Sınıflandırılmasında Yaklaşımlar Konusunda Öğrendiklerimiz

* İlk sınıflandırmayı kimin yaptığını,
* Sınıflandırma yapılırken nasıl bir süreç geçtiğini,
*Günümüzde kullanılan sınıflandırma modelini.

Canlıların Sınıflandırılmasında Yaklaşımlar İle İlgili Sorular

Aşağıda yer alan sorulara cevap verebiliyorsanız, konuyu anlamışsınız demektir.

1. İlk sınıflandırma kim tarafından nasıl yapılmıştır?
2. Günümüzde hangi sınıflandırma yöntemi kullanılıyor?
3. Canlıların sınıflandırılması kaç aleme göre yapılır? Bu alemleri açıklayınız?

Paylaş

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı buraya girin