Edebiyat ve Bilim

Edebiyat ve bilimin ortak etkinliği insandır. Yani edebiyat ile bilim arasındaki ilişkinin temelini insan oluşturur. Her ikisi de insan içindir. Edebiyatı ve bilimi birbirinden ayıran şey ise kullandıkları yöntemin farklı olmasıdır.

Sponsorlu Bağlantılar

Edebiyat güzelliğe ulaşmayı ve kişiye estetik zevk kazandırmayı öznel bir bakışla sunmayı amaç edinir.
Bilim ise gerçeğe ve doğru bilgiye ulaşmak için deney, gözlem, araştırma gibi yöntemler kullanmayı amaç edinir.

Edebiyat ile bilim arasındaki ilişki karşılıklıdır ve edebiyat bilimi etkiler, bilim de edebiyatı etkiler. Edebiyat kendi içerisinde bilimden oldukça fazla faydalanır. Sosyal bilimlerle (psikoloji, sosyoloji, tarih, felsefe vb.) edebiyat arasında doğrudan bir ilişki söz konusudur. Deneysel bilimlerle (fizik, kimya, biyoloji vb.) edebiyat arasında ise dolaylı bir ilişki vardır. ”

Edebiyatın Bilimle İlişkisi

Bilim ile edebiyat arasında farklı seviyelerde ilişki vardır. Edebiyat ile bilim arasındaki ilişkinin en önemli nedeni dilin ortak öğe olması ve edebiyatın insana ait hiçbir şeye kayıtsız kalmamasıdır. Yazar edebî bir metinde insanı anlatırken hem sosyal hemde deneysel bilimlerden faydalanır.

Yazar öykü, roman, tiyatro gibi türlerde insanı her yönüyle anlatırken kimi zaman insan ruhunu derinlemesine analiz eder. Bu durumda edebiyatın psikoloji ile ilişkisini görürüz.

Yazarlar bazı edebî eserlerde, insanın varoluş nedenini, nereden geldiğini ve nereye gittiğini sorgular. Bu durumda edebiyatın felsefe ile ilişkisini görürüz.

Bir edebi eser tarihî bir olayı anlatırken tarih biliminden faydalanır ve edebiyatın tarih ile ilişkisini görürüz.

Edebi eserler de bilimsel çalışmalarda kullanılabilir ve bilim için ilham kaynağı olabilir. Edebi eserler yeni buluşlara ilham verebilir. Buna en güzel örneği Ay’a Seyahat isimli Jules Verne’in romanı oluşturmaktadır. Bu roman daha aya gidilmediği bir dönemde yazılmıştır ve bilime kaynaklık etmiştir.

Tam tersi bir örnekte Kemal Tahir’in Devlet Ana romanı verilebilir. Bu roman Osmanlı Devleti’nin kuruluşunu anlatır ve tarih bilimi kaynaklık etmiştir.

Bilimle Edebiyat İçin Önemi

Görüleceği üzere edebiyatın farklı bilim dalları ile çeşitli düzeylerde ilişkileri söz konusudur. Edebiyatın bilim ile bağı hiçbir zaman kopmamalıdır. Hatta gerçeküstü, fantastik özellikler taşıyan edebî eserlerde de bilim ile bağı koparmaması gerekir. Çünkü bilim ile bağı koparsa gerçekler ile bağı kesilir. Dolayısı ile inandırıcılığı ortadan kalkar ve hayatı anlatma amacı kaybolur.

Edebiyatın Psikoloji İle İlişkisi

Her edebiyat metni ya da eseri, yazarının başkalarından farklı zihnî ve duygusal özellikleriyle bağlantılıdır. Bu yüzden, bir edebî eseri açıklamak ve yorumlamak için yazarın psikolojisini kaynak almak, esere dair bilinç eleştirisi yapmak ve buradan psikolojik bir harita çıkarmak, edebiyat eleştirisinin, disiplinler arasında kurduğu bağın gücünün artmasını sağlamaktadır. Edebiyat eleştirisi, psikolojiden destek alırken herhangi bir edebiyat eserinin en başta fert olarak yazarının karakter ve ruh hâlinin dışa vurulması ya da nakledilmesine bakar. Yazarın karakterini biyografik açıdan tespit etmek için onun eserini kaynak olarak almak ya da bu yazarın diğer yazarlardan ayrılan taraflarını, bilinç yapısını tecrübe etmenin bir yolu kabul edip mevcut esere ait özel bir okuma tarzı geliştirmek, edebiyat eleştirisinde psikolojik gücü göstermektedir. 

Ertuğrul Aydın, Modern Edebiyat Eleştirisinde Psikolojik Güç

Edebiyatın Felsefe İle İlişkisi

Hem edebî eser hem de felsefi eser bireysel bir çabanın ürünüdür. Ama edebî eserde üslup, estetik zevk önemli olduğu için esere yazarın üslubu, estetik zevk anlayışı yansımakta ve yazarın şahsiyeti eserde bulunmaktadır. (…) Felsefi eserde ise amaç estetik zevk olmadığı için kullanılan dil soyut ve kuru bir dildir ve dolayısıyla da akıl yürütme ve mantıksal çözümlemelerle doludur. Edebiyat, kavram analizlerinden uzaklaşarak olayları somut bir hale sokmak suretiyle, felsefenin soyutluğunu ve kuruluğunu giderir. Bir felsefi eser de filozofun eseri olmasına rağmen, bireyselliği aşan bir konuma sahiptir. Ancak bireyselliğin aşılması, o eseri başka bir filozofun da yazabileceği anlamına gelmez. Nasıl ki, Karamazov Kardeşler’i Dostoyevski’den başkası yazamaz idiyse Pratik Aklın Eleştirisi’ni de Kant’tan başkası yazamazdı.

Ali Osman Gündoğan, Edebiyat ile Felsefe İlişkisi Üzerine

Edebiyatın Sosyoloji İle İlişkisi

Edebiyatın sosyolojik imkânı, temelde edebiyat-toplum ilişkisini kurcalamak ve her iki alan arasında kopmaz bağların mevcudiyetini dile getirmektir. Edebiyat-toplum ilişkisini kurcalayan külliyat, edebiyat ile içinde üretildiği toplum arasında kopmaz, yadsınamaz, reddedilemez bağların mevcut olduğunu iddia etmektedir. Buna göre ne edebiyat toplumdan ne de toplum edebiyattan bağımsız algılanabilir. Edebiyat doğrudan toplumsal gerçekliği ve toplum olaylarını anlatmasa dahi toplumsal yapı ile ilgili olmak, ondan etkilenmek durumundadır. Çünkü edebiyatın oluştuğu, geliştiği ve anlatıldığı ortam tamamıyla toplumdur. Edebiyat ile toplum arasında kurulacak bir ilişki iki faydayı doğurur. Edebiyattaki bir tavır ve durum doğrudan toplumsal gerçekliğe işaret edebilir, toplumsal gerçekliğe isnat kabul edilebilir. İkincisi ise toplumsal ortamın edebî metni anlamada yardımcı olması. Doğrudan bir fayda ve işlev beklentisi olmadan dahi edebiyatın toplumla iç içe olduğunu kabul etmek gerekmektedir. 

Köksal Alver, Edebiyatın Sosyolojik İmkânı

Edebiyat ve Bilim İle İlgili Sorular

Bu konuda öğrendiklerimizi sorularla pekiştirelim. Aşağıdaki sorulara cevap verebiliyorsanız, konuyu anlamışsınız demektir.

1. Edebiyatla bilimin ortak yönü ve birbirinden ayrılan yönü nedir?
2. Edebiyat ve bilimin amacı nedir?
3. Edebiyat hangi bilim dalları ile ilişki içindedir?
4. Edebiyatla bilim arasındaki ortak öğe nedir?
5. Edebiyatın bilim dalları ile ilişkilerine örnekler veriniz?
6. Edebiyatın bilim ile olan bağı neden önemlidir?

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı buraya girin